Kayıtlar

Aralık, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kardeşlik: İnsanlığın Ortak Dili

Yeni bir yıla girmemize sayılı zamanlar kaldı. Aslında vahlayıp tühleyeceğimiz, gidenin geri gelmeyeceğini bildiğimiz ve zamanı durduramadığımızın bilince ile sevinip hoplamak yerine, sessizce geçen yılın hesabını yapmamız gereken, bir gün… Her insanın bir yıl önce yaşadıklarını gözden geçirip aldığı hayat derslerini not etmesi gereken önemli zaman dilimlerinden biridir, yeni yıla giriş… Ben ne mi yaşadım? Kayıplarım oldu bu yıl daha önce ki yıllar gibi… Çok sevdiğim 14,5 yıl benimle yaşayan köpeğim Leydim göçtü gitti bu diyardan, hastalanlarım oldu konum komşum olsa da üzüldüm, kaygı duydum… Biliyor musunuz? Bu hayatta Allah’tan gelene üzülürüm de insandan gelene kahrolurum… Öleni gömersin, toprağında ağıtlar yakarsın, acın bir süre şeklini değiştirir ve Allah’a sığınır yaşar gidersin… Ya ölmeden gömdüklerimiz… Hele bunlar miras derdine düşmüş ağabeylerse… İşte bu Allah’tan gelen değildir ve onları yüreğinin taaa derinliklerine gömdüğün zaman kahrolursun. Hayatım boyunca kim...

Aile ve Çocuk

Son yıllarda çaresiz kaldığım ve ne oluyor bize dediğim ve bütün eğitimcilerin sorunu olduğunu düşündüğüm bir konu üzerine yazmak istedim. Aile ve Çocuk… Aile neydi? ; aynı çatı altında yaşayan en küçük sosyal topluluktu. Eskiden çekirdek, geniş aile diye de sınıfladığımız bu topluluğun içine şimdi de tek ebeveynli aile kavramı da yerini aldı. Ailenin temel taşlarından en önemlisi de sevgi değil miydi? Sevginin, saygının, güvenin, aidiyet duygusunun var olması gereken bu küçük toplulukta mutlu, huzurlu, kendine güvenli çocuklar yetiştirmiyor muyduk? Ancak Türk toplumundaki büyük değişim önce aile birliğinin bozulmasına, ilk kaosun burada çıkmasına neden oldu. Bütün bu değişimin inanın maddi nedenlerden olmadığını eskiler çok iyi bilir. Zira aile demek, birlik, beraberlik, hoşgörü ve her zorluğu birlikte yenmek demekti. Peki, şimdi ne oldu? Mesleğe başladığım ilk yıllarda çocuk gelişimin de eğitimin %50,sokağın %25,ailenin %25 etkili olduğunu düşünürdüm. Lakin yanıldığımı ...

Hiç Bitmeyen Saçmalık…

Kaçıncı yüzyıldayız, hala yılbaşı, yeni yıl, ağaç süsleme kavgası devam ediyor. Her gün daha da geriye giden, cahilleşen toplumun içinde nasıl aydın, çağdaş, hoşgörülü, insani değerlere önem verecek nesiller yetiştirebileceğiz inanın hiç bilmiyorum… Çam ağacının karşısında namaz kılmalar, eğlencesi olsun diye çocuklarla yeni yılı kutlamak isterken, ailenin “biz kutlamayız” tepkisi. Allah’ınızı severseniz bütün bunların amacı nedir? Sizlerin inançları varda bizlerin yok mu? Saçma sapan işlerle uğraşmaktan… İlimi, bilimi, inançlarımızı doğru bilmeye çalışmak için ne zaman, zaman ayıracağız bunu da hiç bilmiyorum. Yahu… İnsanlar zaten dar boğazda maddi manevi sıkıntının içinde, artık yaşamla ilgili hiçbir beklentisi olmadan, ruhsuz gözlerle dolaşırken, bırakında o günü kendi keyifline göre yaşasın. Mutluktan, huzurdan, kardeşlikten, hoşgörüden, barıştan neden bu kadar korkuluyor, hiç anlamış değilim. Ölüyoruz… Kardeşim ölüyoruz… Sonuçta bir karış toprağı bulabilirsek, hepimiz göçüp gide...

ÖLÜM…

Bu aralar hiç keyfim yok, sevdiğim insanlar bir bir gidiyor ve sadece üzülmekten başka elimden hiç bir şey gelmiyor. Facebook arkadaşımdan bir haber alamıyorum, sanal da doğum gününü kutladığım sayfa arkadaşlarımınım ölümünü sonradan öğreniyorum. En nihayetinde 14 yaşındaki leydim (köpeğim) yıllardır yaşadığı kanser mücadelesini artık yaş da aldığı için galiba kaybedecek… Ve ben yine eskisi gibi hiçbir şey yapamadan çaresizlik içinde kıvranıyorum. Sanmayın, yakınlarımın öldüğünü görmediğim için bu derece hassasım. Görmez olur muyum? Benim kayıplarım hep genç yaşta uçtu gitti… Büyükbabam, babam, eşim, anneannem, teyzem… Ancak… Galiba… Artık ölümler bana zor gelmeye başladı. Biliyor musunuz? Ölüm acılarını içselleştirmemek için hep insanlardan uzak durmayı, yakın arkadaş edinmemeyi seçtim. O yüzden benim hiç yakın arkadaşım yoktur. Kendimce, üzüntüyü az yaşamak ancak… Pekte başarılı olduğum söylenemez. Orhan Veli’nin dizeleri gibi…”Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasaydı” Galiba en çokta ...