Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Geldi Yine Bir Bayram

Yine bir bayram daha geliyor. Bayram denince hep içimi bir hüzün kaplar. Kaybettiklerim, kırgınlıklarım, katlandıklarım ve parçalanmışlıklarım, gelir aklıma. Bir bayram daha görmek bizim gibi fanilere bir lütuf. Hele sağlıklı ve çok yanındakilerde aynı şekilde ayakta dimdikse, şükredecek çok şey var aslında… Yine de özellikle çocukluk bittikten sonra bayramlar yalnızlığın simgesi oldu benim için. Hep benim için diyorum da şöyle baktığınızda etrafınıza, öyle çok kalabalığın içinde yalnızlaşan insan var ki… Benim hissettiğim hafif kalır. Şu anda hiçbir bilimsel gerçekliliği olmayan şeyler yazıyorum size, bu sefer böyle… İnsanları ve kendinizi tahlil ettiğiniz zaman üç çeşit hayat sürdüğünüzü görürsünüz. Biri, sizin asıl yönünüz olan kendinizi rahat ifade edebildiğiniz ve koruma alanınız ev, sosyal ortamdaki istenilen siz ve çalışma alanınızda var olan siz… İşte yalnızlığınızı hissettiğiniz, belki de benim gibi bu yalnızlığı tercih edip mutlu olduğunuz eviniz. Yargı yok, niye gülmüyo...

Bayır Aşağı Yuvarlanmanın Huzuru

Bugün biraz kara mizah yapmak istiyorum. Çünkü son yıllarda ironilerle dolu hayatımız var… Yeni Türkiye , eski Türkiye… Yok itaatkâr, inançlı gençlik, yok uçuyoruz kaçıyoruz, benim emeklim simit çayla mı doyacak derkeen… Biz bayır aşağı, freni patlamış araba gibi çarpa çurpa, nereye gideceği belli olmayan bir bilinmeze doğru gidiyoruz… Hiç fark ettiniz mi? Ya da ben yeni yeni aydınlanma yaşıyorum. Gençler inançlarını ve hayat beklentilerini çoktan yitirmişken, bir de hala aklımın ermediği, daha 15-16 yaşında ki çocukların cinsel tercihlerini seçtiklerini, bunun üzerine de bu farklılıklarını dünyaya ispatlama çabasıyla garip hallere büründüklerini, çok sık görür oldum. Hadi inanç minaç anladım da bu cinsel tercih işini hiç anlamış değilim. Sanki tercihim kısa saç, uzunu sevmiyorum gibi bir şey mi, desem de bilim öyle demiyor. Onunda birçok açıklaması var. Anlayacağınız cinsiyetini ne çok sevmeyen varmış da biz yıllardır fark etmemişiz ve onlar ne de güzel saklamış. Kara mizah bunun ne...

Genel Uygarlık Tarihi

Herkese selam olsun… Geçen hafta 1 Mayıs’a denk gelen yazı günümde, yazı yazmadım. İçimden gelmedi. Emek ve Dayanışma Günü olarak yıllardır kutlanan gün, artık bana oldukça fazla anlamsız geldiği için, üzerine bir şeyler yazmak saçmaymış gibi… Zira emekçinin çalıştığı, memurun tatil yaptığı ve artık siyasi arenanın içinde kaybolan günün ne anlamı var ki…Diğer içi hiçbir zaman dolmayan günler gibi… Bu hafta sınavlarım var bir türlü bitiremediğim ve artık ümidimi yitirmeye başladığım Sosyoloji Bölümü… Aslında tarihi, hele eski tarihi dinlemeyi de okumayı da çok severim ancak bu dersler, notlar olunca işin rengi çok fazla değişti. Namus belası hala sınavlara girmeye devam ediyorum. “Bunca fakülte bitirdin derdin ne” diyenler çok oluyor, aslında bir derdim yok, galiba okumak hobim olmuş ve alzaymır (yanlış yazmadım TDK’da ki yazılımı bu) olamamak için beynimi sürekli çalıştırma ihtiyacı duyuyorum. Ayrıca sizlere yazabilmek içinde yeni yeni detaylı bilgiler öğrenme şansım oluyor. En zorlan...