Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Toplum mu İnşa Ediyoruz?

İki haftadır aynı konu üzerinde yazıp duruyorum. Zira bir eğitimci, çocuk gelişimci ve memleket sevdalısı Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşı olarak çaresizlikten içim acıyor… Ben ikinci sınıfın yaz ayında kendi isteğim ile camiye gidip din eğitimi almaya başlamıştım. İlk gittiğim cami de hocanın defterimi kapladığım mecmua sayfasının üzerinde Emel Sayın fotoğrafını görüp, onlar şöyle böyle deyip sinkaflı sözleri üzerine, yine kendi kararımla camiye gitmekten vazgeçip, başka camiye gitmeye başlamıştım. Hiç unutmuyorum, Erkek Kuran Kursu olan cami de kız öğrenci alınmazken, benim istekli olduğumu gören cami hocası mutfakta eğitim almama izin vermişti ve bunu da hiç unutmam “sen daha sabisin nasıl istersen öyle gel” diyerek bazen örtmeyi unuttuğum örtüsüzlüğümü bile kabul etmişti. Enes abi… Eğer hala hayattaysa ve cami hocası amca adını şimdi hatırlamıyorum, ömürleri sağlıkla uzun, vefat ettilerse de mekânları cennet olsun. Enes abi benim hocamdı kuran kursunda öğrenime gelen kıdemli abi… Ve...

0–6 Yaş Aralığında Din Eğitimi Neden Sakıncalıdır?

Bilim Ne Söylüyor? Toplum olarak iyi insan yetiştirmek isterken bazen en büyük hatayı, en erken dönemde yapıyoruz. Henüz dünyayı, kendini, hatta neden-sonuç ilişkisini bile anlamlandıramayan çocuklara “kutsal” kavramlar yüklemeye çalışıyoruz. Oysa bilim, özellikle 0–6 yaş döneminde verilen dogmatik din eğitiminin, çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi açısından ciddi riskler taşıdığını açıkça ortaya koyuyor. Gelişimsel Açıdan: Çocuk Soyutu Anlayamaz Jean Piaget’ ye göre çocuklar 0–6 yaş arasında işlem öncesi dönemdedir. Bu dönemde düşünme: Somuttur, büyüseldir, mantık yürütme zayıftır, soyut kavramlar anlaşılamaz Tanrı, kader, günah, sevap, ceza, cennet, cehennem gibi kavramların tamamı soyuttur. Çocuk bunları gerçek ile hayal arasında ayıramaz. Bu yüzden: Çocuk, Tanrı’yı “büyülü ama korkutucu bir ebeveyn figürü” gibi algılar. Bu durum, sevgi temelli değil korku temelli bir inanç oluşmasına yol açar. Piaget temelli araştırmalar, 11 yaş öncesinde soyut dini kavrayışın mümkün olmadığını...

Bana Ne Demeye Çalıştı?

14 Şubat Sevgililer ya da Sevgi Günü ve sevginin hoşgörünün olmadığı toplumların içinde kendimizi sevmeyi beceremezken, başkalarını nasıl seve biliriz ki? Yine kendimizi sevememenin, sevgisizliğin sarmalında yaşamaya çalıştığımız ve ruhsal olarak bedenimizi, ruhumuzu hasta ettiğimiz bir konuyla karışınızdayım… Bana ne demeye çalıştı? Evet, şöyle oturun kendi kendinize etrafınızı, yakınınızdakini berinizdekini bir tartın… Benim sosyal çevremde bu tiplerden bir iki tane de olsa var… Ve ben onların bu ruh halinin bir hastalık olduğunu kabul ettiğimden bu yana davranışları önemsememeye, sadece selam verip geçeye başladım bile… Her hareketinizi, konuşmanızı tehdit olarak algılayan bu kişilerden mümkün olduğunca uzak durmanızı tavsiye ederim. Çünkü bizler ruh bilimci ya da doktor değiliz ve onları iyileştirme gibi bir göreviz yok. Zira bilinçli bir davranış olmadığı için sonucunda biz kaybederiz. Bu tip insanlar o anki ruh hallerinden haberli olmadığı için ağır konuşmalar, suçlamalar yap...

Saat Durdu, Vicdan Hâlâ Enkaz Altında

Takvimler 6 Şubat’ı gösteriyor. Saat 04.17’de zaman durdu. Ama ilginçtir; bazıları için hiç durmamış gibi… Mesela ihmaller için, imzalar için, “olmaz bir şey” ler için. Deprem oldu. Büyük oldu. Öyle böyle değil, “asrın felaketi” dendi. Asır geçti ama sorumlular hâlâ yerinde duruyor. Demek ki felaket asırlık, cezası ise süresiz ertelenmiş. İnsanlar evsiz kaldı. Bazıları mezarsız. Bazıları hâlâ konteynerde, bazıları hatıralarının enkazında yaşıyor. Ama merak etmeyin, dosyalar çok güvende. Raflar sağlam. Adalet binası deprem yönetmeliğine uygun belli ki; vicdan kısmı hariç. Bir ülkede bina çöker, Bir ülkede sistem çöker, Ama en hızlı toparlanan şey unutma refleksi olur. “Yara sarıldı” deniyor. Evet, sarıldı… Ama bandajın altı enfeksiyon ve her 6 Şubat’ta o yara kaşınıyor, kanıyor, hatırlatıyor. Deprem bize ne öğretti biliyor musunuz? Kaderin betonla ilgisi olmadığını. İhmalin mühendislik hesabı yaptığını. Suçun çoğu zaman yer çekimine değil, yukarıya doğru çalıştığını. Ben de oradaydım. ...