Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ERİKSON

Çağdaş toplumun bize getirdiği en önemli olumsuzluk, maalesef çocuk yetiştirmede ebeveynlerin aşırı derece sabırsız olması ve bilgiye hızlı ulaşım teknolojisinin de karışımıza çıkardığı yanlış bilgilerle, kültürlü cahil ana-babaların, davranış bozukluğu yaşayan evlatları… Evet, artık kadınlarımızda iş dünyasında yerini aldı ki bu çok kıymetli ancak okul, iş, kariyer derken geç yaşta anne-baba olmanın yine ceremesini dünyaya getirdikleri çocuklar çekiyor maalesef. Zira “her şey zamanında yapılmalıdır” der eskiler. Hal böyle olunca da sabrının çoğunu kariyer için harcayan ana-babanın çocuğuna göstereceği sabrı tükenmiş oluyor. Böyle olunca da ya çocuğu ekrana mahkûm ediyorlar ya da normal olan bütün davranışlarını anormal görüp minicik bebeleri uzman, uzman gezdiriyorlar. Sanal dünyadaki bilgi kirliliği de sabırsız, endişeli ana-babaları da daha çok kaygıya sürüklüyor. O yüzden her zaman dediğim gibi eğer bir evladınız varsa mutlaka gelişim evlerini bilmeniz lazım. Bugün size Sigmu...

“Sahip Çık Vatanına”

Her 29 Ekim sabahı, gökyüzü biraz daha mavi, rüzgâr biraz daha özgür eser bu topraklarda. Çünkü o gün, bir milletin küllerinden yeniden doğduğu, bir imparatorluğun sessizliğinden bir halkın sesinin yükseldiği gündür. Cumhuriyet Bayramı, sadece bir takvim yaprağındaki tarih değil, bir milletin yeniden “ben varım” dediği en güçlü haykırıştır. Mustafa Kemal Atatürk, yıllar süren savaşların, yoklukların, yoksulluğun ardından bir gün not defterine şunu yazar: “Türk milletinin tabiat ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.” Bu cümle, bir ideolojiden öte bir inancın ifadesidir. Çünkü Atatürk biliyordu: bir millet, özgürlüğünü kaybederse her şeyini kaybeder. O yüzden Cumhuriyet, bir yönetim biçimi değil; bağımsızlığın, aklın, bilimin ve eşitliğin ta kendisidir. Cumhuriyet demek, bir köy okulundaki öğretmenin elinde tebeşirle geleceği yazması demektir. Cumhuriyet, bir genç kızın üniversite kapısından içeri başı dik adımlarla girmesidir. Cumhuriyet, fikri hür, vicdan...

Stimming

Toplum olarak öyle çok bilgi kirliliği yaşıyoruz ki neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilemez durumdayız. Özellikle çocuklarımızın son yıllarda yaşadığı yanlış teknoloji kullanımından dolayı baş etmeye çalıştığı davranış bozukluklarını da düşünürsek… Veliler oldukça fazla endişeli. Hal böyle olunca da normal gelişim sürecinde olan çocuklarımızın her halini takibe alıp, kazanç kapısı haline gelen çocuklarla çalışan uzmanım diyenlerin peşi sıra gidip, yanlış tanılarla hem kendilerine hem de evlatlarına zarar vermeye devam ediyorlar. Her hareketli çocuk hiperaktive ve dikkat dağınıklığı değildir ki çocukluk döneminde bütün çocuklar yere göğe sığmaz bunun için bizler daha farklı davranışları gözleriz. Her takıntı şeklin de davranan ya da tekrar yapan çocuk otizmli değildir. Her kekeleyen çocukta kekeme değildir ve her çocuk illa 2 yaşında konuşmaya net başlamaz. Çünkü çocuklu dönemi gelişim geçişleri ve geçici dediğimiz davranışlar, gelişim evresi açısından her çocukta yaşanır. Anlaya...

Duyusal-Sosyal Gelişim – Yaşam Becerileri Eğitim Programı

Bugün yıllardır kullandığım ve hala pek fazla Türkiye’de önemi fark edilmeyen ve aslında MEB eğitim programına yıllar önce, değerler eğitimi adı altında girmiş bir programdan bahsetmek istiyorum ki bu program ebeveynler tarafından da çok rahatlıkla kullanılabilecek anlatıma sahip. En altta bırakacağım link ile de daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. 1970’ li yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde uyuşturucu bağımlısı, ailesinde şiddet olan, her türlü olumsuzluğun bulunduğu bir ortamda yaşayan problemli bir genç trafik kazası geçiriyor. Adı Rick Little olan bu genç iki yıl hastanede tedavi görüyor. Rick Little hastanede tedavi olduğu süre boyunca; “Ben neden bu haldeyim, neden bu kadar olumsuzluğun içindeyim?” “Neden x arkadaşım çok mutlu bir yaşam sürüyor, ben neden bu kadar mutsuzum?” “Acaba ne olsaydı bu kadar olumsuzluğun, problemin içinde olmazdım” gibi sorularla kendi yaşantısını sorgulamaya başlıyor. Kendi kendine sorduğu bu soruları bir anket haline getiriyor. Tedavisi b...

İsyanın Belgesi

Bugün sizlere yine çocuk gelişim, sağlığı gibi….Ve hatta çok sevdiğim, daha maarif program, değerler, duygusal-sosyal gelişim konuları ortada yokken yıllardır kullandığım “Yaşam Becerileri” ya da diğer adıyla “Duygusal-Sosyal Destekleyici Eğitim Programı” n dan bahsedecektim. Diyecektim ki “Akran zorbalığının tek ilacı eğitim ve her ne kadar özel sektör işletmecisi olsam da bütün çocukların erken çocukluk döneminde zorunlu eğitim alması gerektiği ve bunun için yetkililerin kapı kapı gezip okulöncesi öğrencilerini tespit etmesi ve ilkokul gibi zorunlu olması ” n dan bahsedecektim. Buruşuk bir CV bunları yazmaktan vazgeçirdi beni… Öfkeliyim… Fillerin tepiştiği çimenlerin ezildiği bir dünyaya denk geldiğim için mutsuzum… İktidarların bilek güreşi yüzünden gençlerimin çaresizliği, yoksulluğun dibe vurduğu bir toplumda, eğitimci olarak çocuk yetiştirmeye çalışmaktan yorgunum… Sansürler yüzünden, sorumlu olduğum kişilerin zarar görmesinden, bu yüzden vatandaş olarak eleştiri bile yapama...