KÂBUSA DÖNÜŞEN MUTLULUKLAR

                                                     KÂBUSA DÖNÜŞEN MUTLULUKLAR

Geçenlerde ‘‘Sen On Yedi Yaşımsın’’ Miraç Çağrı Aktaş’ın kitabını okuyordum. Burada kitabın ilk sayfasında erkeklerin ilişkilerde ne hatalar yaptığı yazılıydı, hele bir erkeğin bunu fark edip yazması ayrı bir özellik. Hoşuma giden ilk sayfayı sosyal medya da paylaştım. Bu paylaşım sonunda kendi de bir aile babası olan, ortaokul arkadaşım şu yorumu yapmıştı, ‘‘Seray neden bu konuları yazmıyorsun?’’ aslında dönem dönem yazıyorum demek ki daha fazla yazmam Aile Danışmanlığı bilgim ile hayatın içindeki yaşamı harmanlamam gerek….
Evet, aile kurmak, bir ilişkiyi yürütmek gerçekten hem kolay hem de birden kâbusa dönüşebiliyor.
Kimse mutsuz olmak, üzüntüler yaşamak için bir ilişkiye başlamaz.
Peki, bizler nerede hatalar yapıyoruz…
İki insan birbirini seçerken, bilinçaltı geçmiş, yaşanmışlık ve beklenti gibi olgular, haz duygusunun yönlendirmesiyle bir araya gelir…
Neden karşı cinsle duygusal bağ kurmaya çalışırız?
Bunun ilk önceliği dış görünüş ve haz alma isteğidir, elbette ortak dili konuşma, birbirine yakın zevkleri paylaşma ve kaliteli vakit geçirebilmede önemli faktördür. Ancak asıl amaç cinsellik ve haz duygusunu tatmin edilebilmesidir. Eğer cinsellik ve haz duygusu içermeyen bir ilişkiniz var ise siz sadece iyi bir arkadaş edinmiş olursunuz yani bunun adı birliktelik değildir ya da duygusal doyum yoksa salt cinsellik üzerine yaşanan bir birliktelik var ise bunun adı da birliktelik değildir….
Öncelikle bunu bilmemiz gerekir, haz duygunuzu, duygusal boşluğunuzu tatmin edeceğiniz daha sonra da arkadaş olabileceğiniz insanla bir birliktelik yaşayabilirsiniz…
Hep duyduğum bir serzeniş vardır; ‘‘ama sevgiliyken ya da nişanlıyken böyle değildi, ne zaman evlendik ya da birlikte yaşamaya başladık %80 derece değişti’’
Aslında değişen hiç bir şey yoktur sadece siz kafanızda çizdiğiniz insanı, kalıbın içine oturtmaya çalışmayı düşünürken realiteden uzaklaşıp kendi yarattığınızın hayal kırıklığını yaşarsınız. Özellikle nedense bu olgu Türk insanında çok fazladır yoksa kimse değişmedi sadece siz ‘‘ben değiştiririm’’ diye düşündüğünüz insanın değişmemesinden dolayı mutsuz oldunuz!
Bunun en büyük nedeni maalesef biz ana-babalar neden mi?
Kız çocuğuna hep şunu aşılamışızdır. ‘‘Senden maddi manevi güçlü, akademik olarak daha başarılı olsun, zaten evlendiğin de istediğin gibi şekil verirsin şimdi her şeyi alttan al!’’
Nedense kızlarımıza şunu demeyiz; ‘‘Evlat sen güçlü ol, ayaklarının üzerin de dur, sırt sırta verir kendi hayalinizi gerçekleştirirsiniz. Beklentisiz sev eşini ve tahammül edebildiğin davranışlarını gör, değiştirmeye çalışma.’’
Peki, erkek çocuğuna ne öğüt veririz; Zaten değiştirmek cepte, bunun dışında oğlan anaları ‘‘Oğlum çok yüz verme, her sözünü dinleme, sevgi sözleri söyleyip şımarma. Ha… ailesiyle çok haşir neşir olursa postanı koy yoksa evden çıkmaz, adın kılıbığa çıkar’’
Oğullarımıza eşit hak ve sorumlulukların olduğunu ailelerin elbette eşlerin aralarına çok girmeden önemli olduğunu, eşine destek vermesinin gerektiğini hiç bir şeyin bir imza ile bitmediğini anlatmayız…
Farkındasınızdır ne çok ayrılıklar yaşanıyor hem de kısa süren birlikteliklerin sonunda. Çünkü ciddi beklentilerle yola çıkan çiftler bunları bulamayınca ve cinsel doyuma da ulaşınca nedense birden bire şiddetli fikir anlaşmazlığı yaşıyorlar. Sonra da olan eğer var ise doğan çocuklara oluyor. Beraberlik illa neslini devam etmek için olmaz. Gerçekten hayatının kalan kısmında yol arkadaşın, yoldaşınla devam etmek için olur…
Kadın ve erkeklerin en büyük hatası ‘‘değer verdiğimde şımarır, tepeme çıkar’’ varsın şımartın eşlerinizi, aynı yastığa baş koyduğunuz, her iyi ya da kötü halinizi gören bir insanı şımartmaktan daha doğal ne olabilir.
Kadınların en büyük sıkıntısı nedir bilir misiniz?
Sevdiğiniz insan tarafından değersiz olduğunuzun hissinin verilmesi, eşlerin karılarına karşı özensiz davranması. Kadın kısmı iki güzel sözle bütün yaşanan sıkıntıları pat diye unutur. Bizler duygusal varlıklarız, duygu ve duygunun karşılığının olması en önemli faktördür. Eğer bir kadın duygusal doyuma ulaşmışsa maddi sıkıntıya da sağlık problemlerine de çok kolay göğüs gerer…
Sevgili erkekler, ‘‘eşinize yazacağınız sevimli bir günaydın mesajı, sabah evden ayrılırken sıcak bir gülümseme, bir buse ya da onun sevgi dolu bir mesajına aynı tarza cevap vermek’’ inanın bir kadının istediği sadece bu…
Önemsenmek ve sözlü olarak da sevildiğini duymak hepsi bu…    
Ve sevgili kadınlar, erkekler çok bıdıbıdılayan insanlardan uzaklaşırlar ve onların hiçbir zaman anlaması için uğraşmayacaksınız. Ne anlatmak istiyorsanız açık net ve kısa konuşmalar yapacaksınız, evi dişi kuş yaparmış bu doğrudur, toparlayıcı olmak zorundayız çünkü doğamız gereği bizler analık duygusuyla doğarken, erkekler ev düzenini, babalığı sonradan öğrenirler lütfen bunu unutmayalım….
Beraberliğin temeli sevgi ve güven duygusu oluşturmalıdır. Maddi çıkarlar, statü ya da cinsel istekler üzerine kurulmuş birliktelikler en ufak sallantı da yıkılmaya mahkûmdur bunu unutmamak gerekir.
Ve ikinci baharlarında hüsrana uğrayanlar
Maalesef şu aralar oldukça duyduğum ayrılık türleri, burada da deneyimli iki insan, ne bekleriz?
Geçmişte yaşanmış olan hataların tekrarlanmamasını ve daha hoş görülü bir birlikteliğin olacağını. Çünkü artık cinsel hazın dışında beklentiler daha gerçekçidir. Artık iki tarafta tecrübelidir ki özellikle birde çocukları varsa…
Ama maalesef, çiftler bu sefer de kendilerine o kadar güven dolu oluyorlar ki kimse burnundan kıl aldırmıyor, en çok da söylenen söz şudur; ‘‘ben bu yaşa gelmişim, bu evlilik için eski düzenimi bozmuşum, benim dediğim olacak, bu saatten sonra uğraşamam’’ hatta daha ileri giderek ‘‘ahanda! Kapı orada gitmek isteyen gider’’ yiğitliğini de yaparlar. Burada da güç savaşından dolayı aile dağılır.
Şunu çok iyi bilmeliyiz;
Önce eşler arasında gerçek kalben sevgi yoksa
Beklentiler üzerine bir birliktelik yaşanıyorsa,
Güç savaşı başlamışsa,
İlişkiye özen gösterilmiyorsa,
Çirkin konuşmalar hatta bağrışlar yaşanıyorsa,
Senin ailen benim ailem muhabbetleri yaşanıyorsa,
Zaten bu ilişki en fazla bir iki yıl içinde biter.
Neden mi bir iki yıl?
Haz doyuma ulaşmıştır o yüzdendir ki aşkın süresi sınırlıdır çünkü aşkın temelinde cinsel açlık ve beğeni vardır bu nedenle aşkınızı sevgiye, yoldaşlığa dönüştürmeyi becerirseniz eşinizle torun sevecek bir birliktelik sizi bekler.
Ayrıca eşler şunu bilmelidir ki siz sadece bir adamla ya da kadınla birlikte olmuyorsunuz. Siz eşinizin ailesiyle çevresiyle de birlikteliğe hazır olmalısınız.
Çocuklu evliler, hiçbir ebeveyn evladından ‘‘vazgeçerim’’ dese de asla vazgeçmez. Çocuklu bir insanla birliktelik yaşamayı düşünüyorsanız karşınızdaki insanın ailesiyle ve çocuklarıyla da birliktelik yaşayacağınızı unutmayın…
Aslında mutluluğu kâbusa dönüştürmemek bizlerin elinde;
Hayattan ve birlikteliğinizden beklentiniz asgari olursa, özellikle erkekler sevgilerini dile getirebilirlerse, her iki tarafta beraberliğine özen gösterse ve önemli olduklarını birbirlerine hissettirebilirlerse, geçmiş hayatlara, ailelere saygı gösterirlerse, inanın mutlu olmak hiç de zor olmaz!
Yeter ki, mutlu olmaya niyetli olun, eskiden “geçim ehli’’ denirdi. Geçim ehli olun… ‘‘Ben’’ değil ‘‘Biz’’ olmayı başarın ve hayatta o kadar ciddi sıkıntılar yaşanırken iki yürek bir araya gelebilmişse bunun gerçekten değerini bilin….
Sevda emek ister, aile kurmak sorumluluğu olan ama bir o kadar da güzel bir olaydır. Hayat yaşamınıza şahit olacaklarla değerli ve özeldir. Yüreğiniz de sevginiz hiç eksilmesin ve sevginizi vermekte cömert olun, hayat paylaştıkça anlam kazanır.
Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl sağlığınızı korumaya çalışın!

Yorumlar