Büyük olan kardeş kıskançlığıyla nasıl başa çıkabilir?
Büyük olan kardeş
kıskançlığıyla nasıl başa çıkabilir?
Şimdi size yine akademik bilgiler aktarmadan önce
kıskanç bir ablanın yaşamından kesintiler sunmaya devam edeceğim.
Elbette ki akademik bilgiler önemlidir. Lakin bir
de bizlerin gerçeği var doğru değil mi?
Her abla ya da ağabey mutlaka kardeşini
kıskanmıştır. Kimi benim gibi çok kıskançlık yapmasa da bu duyguyu mutlaka
yaşamıştır.
Yeni geleni eski her zaman kıskanır bu gerçeği
unutmamak gerekir lakin önemli olan bu kıskançlığın saflığının korumasına dikkat
etmeli ve şiddetinin düzeyini ayarlamaya yardım etmeliyiz.
Dünkü yazımdan sonra kız kardeşim mesajla
serzenişte bulundu. Bizim bir aile grubumuz var. Anneme doğduğu saati soruyordu.
Anacığım görmedi. Bende anneme açıp sorsana biz ne bilelim diye yazdığımda bana
‘‘Kıskançlığını itiraf etmişsin bunu neden bilmiyorsun’’ diye cevap verdi. Elbette
ki bu tatlı atışma. Ona daha seni banyo kapısına asma hadisesine geçmedim diye
cevap verdim.
Evet, kardeşim benden tam yedi yaş küçük ama onun
varlığını kabul etmem zaman almıştı.
Efendim….Hadise şöyle gelişti takriben Kardeşim
olsa olsa iki yaşlarındadır haliyle bende demek ki dokuz. Annem nereye gitmişti
hatırlamıyorum ama kardeşim tuvalet alışkanlığını yeni kazanıyordu onu hatırlıyorum.
Tembihlemiştim çişin gelince söyle diye. Çocuk bu, altına kaçırmış bende hangi
akla hikmetse bahçıvan bir pantolonu vardı sen neden söylemedin diye çocuğu
askılarından banyo kapısının askılığına asmıştım. Geçmiş zaman kim onu kurtardı
nasıl sonu oldu hiç hatırlamıyorum.
Bu arada şunu da ilave etmek isterim. Bizim
annemiz çok sakin ve asla ceza veren ya da çocuk döven bir insan değildir. Yani
gördüğüm bir davranış değil canilik benim ruhumdaymış.
Ve kız kardeşimi ve diğer kardeşlerimi çok seven bir ablayım ayrıca en iyi
anlaştığım kardeşim de Sernur’dur.Sernur okuyorsan valla seni çok seviyorum
canımın içi affet beni….
Evet, kardeş kıskançlığı gerçekten çok önemli bir konu eğer bunun ortasını
bulamazsanız şakası bile kötü olan sonuçlar doğurabilir.
Peki, büyük kardeş
nasıl başa çıkacak bu sorunla, nasıl yardım edebiliriz?
İşte bu durumda yine akademik bilgiler devreye giriyor.
·
Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu edildiği öyküler
okumak çok yararlıdır. Çocuk, hikâyedeki büyük olan ile özdeşim kurar ve
duygularında yalnız olmadığını anlar. Rahatlar, kendini farkında olmasa da
suçlamaktan vazgeçebilir.
·
Kardeş olayının herkes için yeni bir şey olduğu, tüm aile fertlerinin bu
yeni düzene göre bazı ayarlamalar yapması gerektiği baş başa iken konuşulmalı,
yapılacak düzenlemeler için bilgi verilmelidir. Soruları cevaplanmalıdır.
·
Yeni bebek çok hassas olduğu için annenin bir müddet ona bakması gerektiği,
bebeğin konuşamadığı ve isteklerini anlatmak için ağladığı da çocuğu
anlatılmalıdır.
·
Bebeklik fotoğrafları ortaya çıkarılarak, bu ilginin bebek iken ona da
aynen verildiğinin anlatılması süreci kolaylaştıracaktır.
·
Zaman zaman annenin uykusuz ve yorgun olabileceği ve o zaman dinlenmesine
yardım etmemiz gerektiği de belirtilmelidir.
·
Her ne olursa olsun annenin ve babanın dönüşümlü olarak ayrı ayrı büyük
olana zaman ayırması, onunla oyun oynaması, baş başa kısa gezintilere çıkarması
çok önemlidir.
·
Anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk hislerini paylaşması,
çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde rahatlama sağlayabilir. Anne de
yorulduğunu, bebeğe çok vakit ayırması gerektiği için zaman zaman
gerginleştiğini anlatabilir. Ama bunların “Tatlı bir kardeşin aramıza katılması
ve yakında hepimizle oyun oynamaya başlaması için dayanılabilir dertler”
olduğunun altı çizilmelidir.
·
Kardeş kıskançlığı duygusuyla savaşmak yerine bu duygunun kabul edilebilir
olduğu belirtilmelidir. Çocuğunuza bu duyguyla nasıl baş edebileceğini
öğretebilmek adına onun doğal tepkilerini sabırla gözlemleyebilir; “Bazen
seninle ilgilenemediğim için bana kırılıyor musun?” veya “Kardeşin olunca seni
daha az mı sevdiğimi düşünüyorsun?” gibi sorularla yaklaşabilir, en huysuz ve
kavgacı olduğu anda sarılıp kucağınıza alarak sevginizi ona dokunarak
gösterebilir, onu anladığınızı hissettirebilirsiniz.
·
Çocuk bebeğe zarar veriyorsa, aşırı tepki göstermeden çocuğa net ama sert
olmayan bir uyarıda bulunulmalıdır.“Biz birbirimize vurmuyoruz, can
acıtmıyoruz”, “Neye sıkıldın, sinirlendin, gel konuşalım ama kardeşin çok
minik, böyle anlayamaz” diye yaklaşabilirsiniz.
·
Bu arada en önemli şey, “Sen abla/abisin; o küçük” diyerek anlayışlı olmasını,
küçük kardeşiyle her şeyini paylaşmasını beklemeniz ya da ona öncelik vermesini
istemeniz çok yanlış bir tutumdur. Büyük olan da çocuktur. Bu beklenti
demokratik değildir. Haksız beklentiler sadece kardeşe ya da aile büyüklerine
karşı kırgınlığa ve öfkeye sebep olur.
·
Zaman geçtikçe yürümeye, konuşmaya başlayan ve sosyalleşen kardeş ile
birlikte iletişim biçimi de yeniden gözden geçirilmelidir. Aralarında fiziksel
şiddet olmadığı sürece kardeşlerin arasına girilmemesi daha uygun olacaktır.
“Evet, anlaşamıyorsunuz galiba, nasıl çözeceksiniz aranızdaki sorunu bakalım,
konuşup bir çözüm bulabilecek misiniz?” diye destek verilmesi ve gerektiğinde
müdahale edecek mesafeden gözlenmesi faydalı olacaktır.
Merak etmeyin; evde
birbiriyle geçinemeyen kardeşler, evin dışındaki ortamda birbirlerinin koruyucu
meleği kesilecektir. Yani verdiğiniz değer duyguları ve “kardeş olmanın”
güzelliği onların bilincine doğru olarak kodlanıyor. Siz yeter ki sevgi ve
sabırla devam edin.
Yarın ki konuyla
ilgili son yazım, ‘‘Büyüdüler Ama Hala Çekişiyorlar!’’
Burada son konu
ergenlerle uğraşan benim nacizane, kıskançlıkla ilgili görüşüm ve
tecrübelerimin derlemesi olacak.
Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın,akıl
ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!
Yorumlar
Yorum Gönder