HAYATIN BİZE BİÇTİĞİ, BEYNİN HÜKMEDEMEDİĞİ KALPLER!

HAYATIN BİZE BİÇTİĞİ, BEYNİN  HÜKMEDEMEDİĞİ KALPLER!

Yazılarımın çoğunda ya da paylaşımlarımda hep umuttan, hoşgörüden, sevgiden bahseder dururum. Benim gibi duygularıyla yaşayan insanların en büyük çöküntüsü duygusal terk edişlerdir.
Şimdi bu nedir ki diyerek merak etmiş olabilirsiniz
Benim gibi insanlar bedensel olarak kimseyi terk edemez. Bilmem nasıl bir kodlanmayla büyüdüysek.
Ama duygusal terk edişler…
İşte duygularıyla yaşayan insanların terk edişinin son noktasıdır.
Geri dönüşü olur mu?
Bilmem ben hiç geri dönmedim.Sonuna kadar hayatla mücadelemiz bitmez, maddi-manevi bütün gelgitleri dibine kadar yaşarız,çabalarız ve çok konuşuruz,hiç kırılmaz gibi dururken parçalanan kalbimizi kendi kendimize onarmaya çalışır ve hep umut ederiz….
Bu defa doğru! Deriz…
Hayatın biçtiği budur bize…
Bazen şunu düşünürüm ‘‘yahu kadın yediğin tokatlar yetmedi mi? birde sen patlat!’’ Olmaz ki yapamayız çünkü biz beynin  hükmedemediği kalplerle yaşarız.
Değişmez kural mesleğinin en iyisini yapabilmek, sevdanın en coşkulusunu ve  en safını yaşamak…
Her zaman yaşanan nihaiyi son….
Duygusal terk edişler…
Bunları yazmamın en önemli sebebi insanların git gide yalnızlaştığını görmem. Kalabalığın için de yalnızlık…
Kimseye güvenememek, duygularını ifade edememek ve gülen yüzlerin ardındaki hüzün…
Aslında hepimize hayat bir bedel biçmiştir. Bu bedelleri ödeyerek mutlu olup yaşama iz bırakabilmek de bedel ödemeye razı gelmeyip hayatı yaşadığını sanıp göçüp gitmekte bizlerin elinde…
Ödenen bedel mi? Elbette acı, sabır belki bazen aptal görünebilecek kadar hoşgörü, kırılan kalpler, yaralanan ruhlar evet biraz ağır…
Ancak bunları yaşamadan mücadele etmeden yaralanıp berelenmeden de yaşayacağınız iyi ya da kötü hiçbir duyguyu, olayı göremezsiniz ki.
Maddeye bağlı yaşayan yani mantığıyla hayatını devam eden insanlar bu kadar acı bedel asla ödemezler çünkü onlar ruhlarıyla ve bedenleriyle yenilgiyi kabul eder anında çeker giderler. Canları yanmayan bu insanlar hayatları boyunca mutsuz, başarılarından haz duymaktan bile çekinen, etrafına da mutsuzluk tohumu bırakıp bu dünyadan çekip giden insanlar olarak ailelerinin anı albümlerin de yer alırlar.
Beyinin hükmedemediği kalpleriyle yaşayanlar ise asla pişmanlık duymaz ve keşke demezler çünkü onlar keşkelerin olmaması için ne yaşıyorsa dibine kadar yaşarlar. Daha önce de yazdığım gibi asla bedensel terk edişleri olmaz çünkü onlar için insanlık daha önemlidir yine yardım ederler,yine desteklerler ama artık duygusal terk ediş çoktan oluşmuştur ama bunu kimse fark etmez…
Acı çekerler kalpleri paramparça olur, olsun!
En azından hayatta ki bütün duyguları yaşayan ve gidişlerinden hiç pişman olmayan ama arkasında enkaz bırakacak kadar da güçlü, bu hayatta iz bırakan albümlerin dışında tarih sayfalarında yerini alan insanlardır.
Tercih sizin!
Dilerim ki sizi sizden daha çok sevecek karşınıza insanlar çıkar, dilerim ki karşınıza çıkmış olan insanı zamanı geçmeden fark edersiniz…
Şuanda bütün bunları teğet geçmiş egosuna yenik düşmüş yalnız insanların çoğalmasının tek nedeni de bu…
Duysal terk edişlerin ardında kalan enkazlar…
Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, ruh ve beden sağlığınızı korumaya çalışın!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özgürlük Karmaşası

"Mühürlü Yalanlar"

Ahlâkın Yokuş Aşağı Gidişi