ÖZ ÇEKİM YAPMAYANI DÖVÜYORLAR…
ÖZ ÇEKİM YAPMAYANI DÖVÜYORLAR…
Ne zamandır yazmak istediğim bir konu.
İnsan neden sürekli özellikle filtre de kullanarak öz çekim yapıp sosyal medya da kullanır.
Bu olayın mutlaka bilimsel bir açıklaması vardır.
Bunca yıldır insan gelişimi ve sağlığı ile uğraşan bana göre;
1-Gerçek yaşamın da mutlu olamamak,
2-Hala giderim var haberiniz olsun demek
3-Evli ya da birlikteliği olan çiftelerin birbirine bak ha… Ayağını denk al mesajı vermesi
4- Arayış içinde olan kişilerin acaba beni fark edecekler mi? Merağı
5-Sürekli birilerine mesaj verme kaygısı
6-Aslında ne olduğunun farkında ama birilerinden onay alma isteği
7- En fenası ilgisiz eşlerin o boşluğu doldurma isteği
8-Mutsuz insanların mutluyum bakın haberiniz olsun ey ahali deme tavrı
9-Ego tatmini
10-Öyle yalnız ki, sanal da olsa çevre isteme arzusu.
Gibi…gibi….
Sıralamayla bitmez sanki!
Aslında çok acı ve vahim…
Neden mi? İnsanlar öyle yalnız ve duygusal boşluk, mutsuzluk yaşıyor ki sanal âlem de bu boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Ancak sabah ördek dudaklar önde filtrelenmiş öz çekimler, hiç yaşlanmayan yüz,zayıf gösteren hileli çekimler,bizim bu çaresizliğimizi asla yok edemez.Ayrıca yaşınız ilerlediğin de yaşlı halinizi hiçbir zaman görmeyecek misiniz? Ki her yaşın ayrı bir güzelliği vardır.
Ben böyle düşünürken bakın bilim insanları konuya nasıl yaklaşmış.
Sosyal antropolog ve köşe yazarı Prof. Dr. Tayfun Atay, selfie fenomenini sosyal medyadan önce popüler kültüre bağlıyor:
“Popüler kültür, hayatımızda temel oluşturmaya başladı. 2000’lerin başlarında hayatımıza giren reality şovlarla sıradan insanlar da meşhurluk hevesine kapılır oldu. Şöhret ve ünlü olmak starlar üzerinden çıkıp sıradan insanı böylesi bir eğilimin içine çekti. Böylece herkeste kendini ifade etme, beğendirme ihtiyacı ortaya çıktı.” Atay, görsel olarak kendini dışa vurma eğiliminin sebebi olarak da görsel kültürü gösteriyor: “Eskiden insanlar düşünceleriyle var olurken şimdi görünerek var oldukları döneme geldiler.
“İnsanlık, düşünüyorum o halde varım” dan, “görünüyorum o halde varım” a geldi. Yazılı kültür insanı için okumak, düşünce üretmek ve ifade etmek esasken artık görünmek önemli oldu.” Görsel kültürün hayatımızın belirleyicisi olduğu aşamada da, yeni dinamiklerin ortaya çıktığını anlatıyor Atay: “İnsanlar eskiden kendi fotolarını yayınlamak gibi bir şeye tenezzül etmezdi. Ayıp karşılanırdı. Bunun ayıp olmaktan çıkıp norm haline gelmesi, bunu yapmazsam kaybederim hissinin oluşması, hayatımızın görsel kültürün egemenliğine girmesiyle ilgili.
Çünkü artık emeksiz; dikkat çeken ilginç davranışlarla da tanınır olabileceklerine inanıyor insanlar.” Ve bu yanılsamanın üzerine sosyal medya geliyor: “2010’dan itibaren, Facebook ve sadece görseli esas alan Instagram’la bu görünür olma isteği iyice zirveye çıktı. Fotoğraf ve imajın ilgi çektiğini bilen insanlar, buralarda hastalıklı bir noktaya varacak şekilde; garip, kimi zaman arzu uyandıracak mahiyette, yer yer kendilerini utandıracak, komik düşürecek görüntülerini sergileyebiliyorlar. Çünkü utandırsa da, hepsine bakılıyor. Bakılsın yeter noktasına geldiğimizde, her görüntümüzü mahçup düşmeden ortaya çıkarmaktan gocunmuyoruz. Artık ne söylediğin değil, nasıl göründüğün ve buna gelen tepkiler önemli. Zamanın ruhu, bu.” Yorumuyla olayın sosyolojik yönünü irdelemiş.
Prof. Dr. Alper Hasanoğlu da, selfie fenomenini narsistik kişilik bozukluğuna bağlıyor: “Bu insanlar başarısız narsistler. Başarılı narsistler, iyi kariyerleri ve iyi hayatlarını daha da görünür yapmak için çaba göstermez. Görünür olmayı zaten başarmıştır. Ama hem narsist hem de başarısızsa, üç-beş like ile anlık tatmin yaşarlar.” Hasanoğlu, insanın kendini görmek istediğiyle yaşadığı gerçeklik arasında derin bir uçurum varsa depresif, mutsuz ve kıskançlık duygularıyla bezeli hale gelebileceğini söylüyor. “Görünür olarak da bunu ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Ama bu bir kısır döngü. Hasanoğlu’da olayın insan psikolojisindeki boyutunu bize açıklıyor.
Ve görünen o ki benim başta sıraladığım tespitlerim de tas tamam doğruluğunu uzman onayıyla kanıtlamış oluyorum.
Bazen o kadar dikkati çeken öz çekimler oluyor ki, ara ara kendi öz çekimimi paylaşıp altına yazdığım yorumla acaba biri ne demek istediğimi anlıyor mu? Diye çok düşünürüm. İşin kötü tarafı öyle fotoğraf hilesi kullanılıyor ki, gerçek yaşamda o gördüğünüz insanı asla tanıyamazsınız.
Lakin artık hayatımıza bodoslama giren sanal dünyayı hepimiz çok seviyoruz ve olmasını istediğimiz dünyanın içinde biraz olsun gerçek dünyanın sıkıntılarından uzaklaşıyoruz.
Ancak ne olur şu yemek fotoğraflarını paylaşmaktan vazgeçin hani insan yediğini içtiğini eskiden anlatmaz ayıptır derdik ya…Bari o yönümüzü korumaya çalışalım olmaz mı? Ayrıca,Bırakın doğallık en güzelidir …
Şimdilik her zaman olduğu gibi hoşça kalın, akıl sağlığınızı korumaya çalışın!
Yorumlar
Yorum Gönder