YOKSA SİZDE EL ÂLEMCİ MİSİNİZ?
YOKSA SİZDE EL ÂLEMCİ MİSİNİZ?
Bir şirketin hukuk bölümünde çalışan Avukat Perihan Hanım sabah ofise gelir gelmez bölümün asistanına şöyle der:
“Dün yaptığım alışverişte kasiyer 160 liralık elbiseyi yazmayı unutmuş; güzelim elbise bana bedavaya geldi!”
Asistanı, “Yaşasın! Çak bir beş!” diyerek Avukat Perihan Hanım’ın sevincine katılır.
Sizce Avukat Perihan Hanım elbiseyi bedavaya mı, getirdi? Ve kasiyer kızın durumu ne olur?
Avukat Perihan Hanım 160 liralık elbiseyi bedavaya getirdiğini sanarak, kasiyer kızın bir unutkanlığı belki işine son verilmesine belki de üç-dört günlük yevmiyesine mal oldu…
Ama açıkgöz Avukat Perihan karlı çıktı kendince…
Elbette yukarıda yazdığım bir mizansen…
Peki, çevremiz de böyle açıkgöz geçinen ufacık bir menfaat için vicdanını, insanlığını bir kenara bırakan insanlar yok mu?
Devlet dairelerinde ve belediyeler de mutlaka dikkatinizi çekmiştir, boş yanan lambalar söndürülmez ve pencereler açıkken yaz kış klimalar çalışır ama bir vatandaş ödemesini geciktirdiği zaman” sorumsuz vatandaş” muamelesi görür.
Bunla birlikte çevrede insanlar varken yere çöp atmayan ama kimsenin olmadığını fark edince elindekini fırlatıp atan ve hatta dolu dolu yere tüküren insanlara mutlaka şahit olmuşsunuzdur.
Ya da evinde perişan gezerken dışarıda manken gibi dolaşan erkek ve kadınlara ya da evde terör estirirken dışarıda melek olan bozuk Türkçesi, küfürlü ağzı birden düzelen insanlara da şahit olmuşsunuzdur.
Hatta iş hayatın da ve siyasette de güçlünün yanında olan “zamanın adamı” dediğimiz tiplere de şahit olmuşsunuzdur. Kadını özellikle buralar da yere göğe sığdıramaz hürmet ederken üç takla atan erkekler, nedense hiçbir eşli toplantılara eşlerini götürmez, illa birileri yanında olacaksa genel olarak çocuklarıyla giderler…
Bütün bu örnekleri vermemin nedeni özellikle bizim toplumumuzda kişilerin “el âlem ne der” mantığı ve otokontrollerini daha sağlayamamaları ayrıca insanların bir anlık dalgınlığını kullanmanın kurnazlık olduğunu düşünmelerinden kaynaklanır.
Şimdi nereye geleceğimi merak ettiniz.
Toplumun çürümesine, kokuşmasına, yozlaşmasına geleceğim.
Bu olumsuzlukları ne hükümet ne devlet nede siyasiler yaptı. Elbette zemin oluşturuldu lakin biz insanlar, kendi menfaatimize aykırı olabilecek olayları şıp diye görebilirken nedense karşımızdakilerin ya da toplumun genelinin yaşayacağı sıkıntıları görmemek için hep uğraş veriyoruz.
Şimdi ise duyarsız, duygusuz, her şey de çıkar bekleyen yobazlaşan, yozlaşan hiçbir ideolojisi olmayan, dini-siyaseti ve hatta Ata’mızı malzeme yapan vicdanı ve insanlığı rafa kaldırmış bir toplum var önümüzde ki, bu toplumun çocukları şehitlere ya da kahramanlığı anlatan belgesellere boş ve anlamsız gözlerle bakmakta.
Bizler en iyi okullarda okuyabiliriz…
En iyi şartlarda da yaşayabilir ve bir grubun idarecisi bile olabiliriz.
Ancak, vicdanı, insanı ve toplum normlarını öğrenemediğimiz-uygulayamadığımız sürece koyun gibi güdülmeye mahkûmuz.
Biz eğitimciler verdiğimiz eğitimin dönütlerini nasıl anlarız biliyor musunuz? Çocuk evde ve okulda hatta sokakta aynı davranıyorsa, işte! o zaman “tamam eğitimimiz artık davranışa dönüşmüştür deriz.”
Dilerim ki, bir gün kişilerin etiketine değil de insanlığına, vicdanına göre değer göreceği günleri görürüz.
İşte! O zaman barış, huzur, özgürlük, sevgi gelecek Ülkeme…
Şimdilik hoşça kalın, akıl sağlığınızı korumaya çalışın!
Yorumlar
Yorum Gönder